Göz hastalıkları

AKROMATOPSİ: Siyah, beyaz ve gri renklerin dışında hiç bir rengin algıla­namamasıdır. Bakınız: Renk körlüğü.

Albinizm: Vücudumuzda bulunan, cildimizin rengini veren,diğer bazı organları­mızda önemli görevler üstlenen melanin pig­mentinin yokluğudur.

Amoroz: Görme kaybı. Geçici veya kalıcı olabilir.

Ampliyopi: Değişik sebeplere bağlı olarak gözün az görmesidir. Bakınız: Göz tembelliği.

Aniridi: Gözün rengini veren (ela, yeşil, kahverengi gibi) iris tabakasının olma­ması durumudur.

Anisometropi: Her iki gözdeki kırılma kusurlarının birbirinden farkli olma­sı durumudur, örneğin bir göz miyop, diğer göz hipermetrop, gibi.

Anoftalmi: Göz küresinin olma­masıdır.

Afaki: Akommodasyonda yakın gör­me işini düzenleyen lensin olmamasıdır.

Astenopi: Uzağı veya yakını görme İçin harcanan çabalar sonucu gözlerin yorul­ması, yaptığı İşi uzun süre ve rahat olarak sürdürememesidir. Bakınız: Göz yor­gunluğu.

Astigmatizma: Çoğunlukla gö­zün saydam ön tabakası olan korneadaki eğim değişiklikleri sonucu göze gelen ışın ların retinada bir noktada odak yapamaması durumudur.

Arpacık: Göz kapaklarında bulunan bazı salgı bezlerinin mikroplu veya mikrop­suz iltihabıdır. Arpacıkta göz kapağında özel­likle kirpiklerin diplerinde küçük bir kabar­cık şeklinde başlayan iltihap çok ağrılıdır. Kaynamış ılık su ile yapılan pansuman ve antibiyotikli göz damlaları ve pomadları ile 3a4 günde iz bırakmadan geçer. İhmal edilirse kapak içinde kist oluşur. Bu durumda kisti ameliyatla almak gerekir.

Bifokal: Uzağı ve yakını görmeye yarayan ve her iki gözlük camının da tek bir gözlükte bulunması halidir.

Blefarit: Göz kapağı kenarlarının, kirpik diplerinin İltihaplı durumu.

Blefaroptoz (Ptoz): Üst göz kapa­ğının düşüklüğü.

Buftalmi: Doğuştan ve çocukluk çağlarında ortaya çıkan glokom hastalığı so­nucu göz küresinin normalden daha büyük olması.

Dakriyosistit: Göz yaşı kesesinin iltihabı.

Diplopi: Çift görme.

Füzyon: İki gözden beyne gelen gö­rüntülerin burada, üç boyutlu ve tek bir gö­rüntü olarak algılanması.

Fitizis bulbi: Herhangi bir göz iltihabı, göz yaralanması sonucu, göz küre­sinin görev yapamayacak biçimde, küçülüp orbita içine doğru büzüşmesidir. Bu tür göz­lerde bir daha görme beklenemez.

Egzoftalmi: Göz küresinin içinde bulunduğu orbita boşluğundan öne doğru çıkıntı yapması. En sık olarak guatr hastala­rında görülür.

Ektropion: Göz kapağının, özellik­le alt göz kapağının, yanık, travma,yüz felci veya yaşlılık sebebiyle dışa doğru dönmesi.

Entropion: Göz kapağının yukar­da sayılan sebeplerle içe doğru dönmesi.

Enükleasyon: göz içi tümörü, ağrılı ve görme yeteneğini kaybetmiş bir gö­zün ameliyatla çıkarılıp alınması.

Epikantus: Japon, Çin ve Moğol ırkında görülen her iki gözde göz kapakları­nın burun tarafında bulunan deri kıvrımı. Bu durum bazı insanlarda şaşılık izlenimini verir.

 

 

Gece Körlüğü: Bazı retina hasta­lıklarında şahıs alaca karanlıkta ve geog göre­mez. Halk arasında bu duruma “tavuk karası” da denir.

GÖZİÇİ Basıncı: Göz içinde bu­lunan sıvıların meydana getirdiği basınç, Normalde bu basınç 10a20 mm.Hg. arasın­da değişir. Basıncın artışı glokom hastalığı­na yol açabilir. Göz içi basıncının normal olup olmadığını anlamak için herkes 30 yaşından sonra herhangi bir yakınma ile göz hekimine başvurunca, ölçtürmelidir.

GÖZ Bebeği: Gözün rengini veren iris tabakasının ortasında bulunan göze ışık­ların girmesini sağlayan bir deliktir. Burası fo­toğraf makinelerinde bulunan diyaframa benzer. Ortamda ışık fazla olunca göz bebe­ği (pupilla) küçülür, ışık az olunca genişler. Böylece retina tabakasına yeterli ışık gelmesi sağlanır. Göz bebeğinin ışıkla küçülüp büyü­mesi refleks bir olaydır.

GÖZ Felci: Gerek göz içi(gerekse göz dışı adalelerin ilaçla veya bir hastalık sonu­cu görevlerini yapamaması, felç olması, ha­lidir. Göz içi adaleler felç olursa göz bebeği genişler, yakını görme bozulur, uyum kay­bolur. Göz dışı adaleler felç olursa kişide şa­şılık ortaya çıkar ve hasta çift görmeden yakınır.

GÖZ Sulanması: Herhangi bir göz İltihabı veya göz yaşının boşaltım yolla­rının tıkanması yahut göze bir yabancı cisim kaçması sonucu göz yaşı artışı ve artan göz yaşının hastanın yanağına doğru süzülam esidir.

HemİanopSİ: Bir veya iki gözün görme alanının yanlarının görülememesi du­rumudur. Görme alanı muayenesi sonucu böyle bir durumla karşılaşılırsa beyinde da­marla İlgili bir tıkanma veya bir kitleden şüp­he edilmelidir. Bu ise bir seri ciddi araştır­mayı gerektirir.

.

Heteroforya:  Günlük yaşantıda belli olmayan ama yorgunluk, dalgınlık du­rumlarında veya özel muayenelerle ortaya çıkan gizli bir şaşılık türüdür. Bu tür şaşılığa, gözlerin içe veya dışa kayması olarak iki bi­çimde rastlanır.

Hipermetrop!: Gözün ekseni kı­sa veya kırma gücü az ise uzaydan göze ge­len ışınlar retina üzerinde değilde retina ar­kasında odaklaşır. Bu durum hem uzak me­safe, hem de yakın mesafe için söz konusu­dur. Kişi, her türlü mesafeyi net görebilmek için, normal insanların yaptığı akomodasyondan daha fazlasını yapmak zorunda ka­lır. Bu durumda gözler bir süre sonra yoru­lur. Hipermetropi, teşhis konduktan sonra ya gözlükle ya da kontakt lensle düzeltilir.

Hipopyon: Hifemanın olduğu ye­re iltihap birikmesidir. Gözün renkli tabaka­sı olan İrisin iltihap larrjıda görülebilir.

Iritis: Gözün rengini veren iris taba­kasının iltihabıdır. Büyük çoğunlukla sebebi belli değildir. Behçet Hastalığı’nda göz de hastalanırsa hipopyonlu iritis ortaya çıkar.

İshihara Testi: Renk körlüğünü ayırdetmek İçin İshihara adlı bir Japon bilim adamı tarafından geliştirilmiş test. Bu testte değişik renk kanşımlarından yapılmış rakam­lar hastaya okutulur.

Karoten: Görme olayının retinada meydana gelen fotokimyasal bölümünde çok önemlfbir madde A vitaminidir. Karoaten bitkilerde bulunan ve İnsan organizma­sına besin olarak girdikten sonra A vitami­nine dönüşen bir maddedir. Havuçta bol miktarda bulunur.

Katarakt: Gözün, korneadan son­ra ikinci ana kırıcı ortamı olan ve akomodasayonda görev yapan lensin saydamlığını kay­betmesi halidir. En sık olarak 60a65 yaşın­dan sonra görülür. Buna ihtiyarlık kataraktı denir. Katarakt doğuştan olabildiği gibi göze sert ve kunt cismin çarpması sonucu, şeker hastalığı gibi bir vücut hastalığının sonucu, iritis gibi başka bir göz hastalığı sonucu da olabilir. Katarakt meydana geldiğinde şa his o gözü ile bir şey göremez. Kataraktın ilaç tedavisi yoktur. Katarakt ameliyatla tedavi edilir. Katarakt ameliyatı olmuş bir göze afak göz denir. Afak göz en fazla 1a2 metre me­safeyi görebilir. Normal görmesi için gözlük veya kontakt lens kullanılır. Bazı hastalara ise katarakt ameliyatı sırasında göz içi lensi ta­kılmaktadır.

Konjonktivit: Göz kapaklarının iç yüzünü ve göz küresinin ön kısmının bir bö­lümünü kaplayan konjonktiva adlı bir Örtü dokusunun iltihabıdır. Konjonktivit halinde gözler kızarır, meydana gelen sarı renkli bir salgı ile sabahları kirpikler birbirine yapışır. Tedavisi arpacık gibi yapılır.

Konverjens: 35a40 cm. uzaktaki bir cismi görmek için her iki gözün bakılan cisme doğru dönmesidir. Yakını görmek için konverjens şarttır. Aksi halde iki gözle yakındaki bir cismi tek olarak göremeyiz, dıplopi oluşur.

Kornea: Gözün ön bölümünde bu­lunan saydam kırıcı tabaka. Yaklaşık olarak kornea + 42 ile + 45 dioptri arasında yaakmsal bir mercek gibi görev yaparak görün­tünün retina tabakasında meydana gelme­sine katkıda bulunur.

Keratokonüs: Kornea tabakası­nın özellikle orta kısmından dışa doğru çı kıntı yaparak konik bir hal almasıdır. Bu du­rumda hasta uzakları göremez. Tedavide kontakt lens kullanılır. Eğer hasta kontakt lens ile yeterli görme sağlayamazsa veya göz kontakt lensi kabul etmezse keratoplasti ameliyatı yapılır.

KeratOplastİ: Kornea hastalıkla­rı sonucu bazen kornea saydamlığını kaybe­der. O zaman hasta iyi göremez. Bu durum­da yeni ölmüş bir insandan elde edilen taze ve saydam kornea ameliyatla bozuk olan korneanın yerine ameliyatla dikilir. Keratopalasti ameliyatı denen bu işlemde kullanılan taze kornealar göz bankalarından sağla­nabilir.

Keratotomİ: Korneanın özel yön­temlerle ve özel bıçaklarla kesilmesidir. Bu ameliyat son zamanlarda uygun hastalarda miyopiyi düzeltmek için kullanılmaktadır.

Kör nokta: Göz İçinde görme si­niri bölümünde, ışığa duyarlı görme hücre­leri yoktur. Görme alanı muayenesinde bu bölge görülemez. Görme alanının kaydedil­diği özel grafikte bu alan oval biçimde ve si­yah olarak gösterilir.

Laser: Belirti dalga boyunda ışık üre­ten ve yayan özel bir tedavi aracı. Bazı reti­na hastalıklarında, örneğin diyabetik retinoapati, retina damar hastalıkları, glokom ve ba­zı katarakt türlerinde kullanılır.

Lens: Akomodasyonda görev yapan, ortalama + 14 dioptri kırma gücü olan say­dam, mercimeğe benzer bir mercek.

Lökokorİ: Normalde siyah olarak görünen göz bebeğinin beyaz renkte görülamesidir. En basit sebebi katarakt oluşması­dır. Ama lökokori yeni doğan bir bebekte gö­rülürse önce ciddi bir hastalık olan ve retianoblastom denen göz içi tümörü, İkinci ola­rak da daha basit bir hastalık olan doğuştan gelen katarakt akla gelmelidir.

Miyosis: Göz bebeğinin küçülmesi. Göz bebeği (pupilla) ilaçlarla veya aydınlık­ta küçülür.

Midriyasis: Göz bebeğinin geniş­lemesi, gözbebeği (pupilla) ilaçlarla veya ka­ranlıkta genişler.

NİSTAGMUS: Gözlerin istek dışı, ritmik olarak hareket etmesi. Değişik sebep­lere bağlı olarak ortaya çıkan nistagmus şah­sın net görmesini engeller. Çünkü bir kişinin net görebilmesi için gözlerini sabit bir şekil­de baktığı cisme yöneltebilmesi gerekmek­tedir. Njstagmusta bu olamaz.

Perimetre: Görme alanı muayene­sini yapmaya yarayan araç.

Retinopati: Göze gelen ışınların meydana getirdiği görüntüyü üzerinde taşı­yan özel sinir tabakasına retinopati denir. Bu tabakanın hipertansiyon, şeker hastalığı, yu­tulan bazı ilaçlar, gebelik gibi sonradan ve ya bazı bilinmeyen sebeplerle doğuştan olan

hastalığıdır.

Retinitis Pigmentoza: Kalıt­sal olabilen, gece körlüğü ile kendini belli eden bir retina hastalığıdır. İlerleyici olan has­talık tam görme kaybına yol açabilir.

Retinoblastoma: Kalıtsal, reti­na tabakasının bebeklik veya ilk çocukluk çağlarında görülen kötü huylu urudur. Has­talık kendini pupillanın beyaz renge dönüş­mesi, şaşılık, İleri devrelerde de glokom İle belli eder. Erken teşhis çok önemlidir. Işık tedavisi (lazer), ışın tedavisi (beta) veya iler­lemiş arazlarda gözün alınması tedavi yön­temleridir.

Siklopleji: Gözde bulunan görme kusurunu ortaya çıkarmak için, özellikle şa­şılığı olan çocuklarda, veya iltihabı bazı göz hastalıklarında ağrıyı azaltmak ve iltihabın daha fazla hasar vermesini önlemek için göz bebeğinin büyütülmesi (midriyasis) ve uyu­mun (akomodasyonun) felç edilmesidir.,.Sikalopleji göze damlatılan ilaçlarla sağlanabilir.

Stereopsis: Üç boyutlu görme de­mektir. Bunu sağlamak için her iki gözün ayn ayrı iyi görmesi, görme eksenlerinin para­lel olması ve beynin gözden gelen görüntü­leri birleştirip tek bir görüntü olarak algıla­ması gerekmektedir.

Sempatik Oftalmi: Delici bir göz yaralanmasından sonra, hem yaralanan gözde hem de sağlam gözde tedavisi güç olan bir iltihabın ortaya çıkmasıdır. O sebeple tamiri imkansız olan göz yaralanmalarında gözü almak gerekir. Böylece sağlam göz kur­tarılmış olur. Çünkü hasta bu hastalık ile iki gözünü de kaybedebilir.

Trahom: Ülkemizde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bolgesi’nde görü­len mikrobik bir göz hastalığıdır. Temizliğin İyi olmadığı, sıkışık aile düzeninde yaşama ve kötü sosyoaekon omik koşulların ağırlaş­tırdığı bu hastalık teşhis edilip tedavi edilme­diği taktirde körlükle sonlanabilir. Göz kızar­ması, göz sulanması ve göz kaşınması ile kendini belli eden bu hastalık tecrübeli göz hekimleri tarafından teşhis edildikten sonra uzun süreli bir tedaviye alınır. Tedavide hem göze damlatılan damla ve merhemler, hem de ağız yoluyla alınan sistemik ilaçlar kulla­nılır, Trahom için aşı geliştirme çalışmaları sürmektedir. Adı geçen bölgelerde yapılan sürekli taramalar ile erken dönemde yaka­lanan trahom olguları daha kısa süre içinde ve herhangi bir görme azaltıcı yan etki yap­madan tedavi edilebilmektedir.

Vernal Konjonktivit (Ba­har Nezlesi): Genellikle ilkokul ve or­taokul çocukluğu çağında başlayan, mevsim­lerle ilgili, nüksler gösteren kaşıntılı bir göz hastalığıdır. Çok uzun süre devam edebilir. Tedavisi de zor ve uzun olur.

Vitrektomİ: Gözün şekil ve hacmi­ni veren, yumurta akı kıvamındaki saydam tabakanın herhangi bir hastalık sebebiyle (şe­ker hastalığı, göz iltihabı vs.) bulanıklaş­ması halinde, bu tabakanın alınıp yerine özel

bir sıvı doldurulması ameliyatı.

Yalancı Şaşılık: göz çevresi cilt dokularının fazlalığı sebebiyle her iki gözün görme eksenleri’paralelliğini kaybetmiş ve Şaşılık varmış gibi bir durumda görülmesi. Örneğin Japon ve Çinli gözü yalancı şaşılı­ğa iyi bir örnektir.

GREFTi Vücutta kullanılmak üzere hazırlanmış serbest doku ya da doku yerine kullanılacak parçalara greft adı verilir. Vü­cudun bir bölümünden ayrılarak bir başka yerine nakledilebilen canlı greftler olduğu gi­bi yapay, sentetik greftler de vardır.

Greftlerin özelliği, serbest olarak taşınması ve konulacak bölgeye getirilmesi ve bağım­sız olarak yerlestirilmesidir. Deri greftleri, ke­mik ve kıkırdak greftleri, damar greftleri, fasaya greftleri, saçlı deri greftleri, mukoza greft­leri en sık kullanılan insan greftleridir. Bun­lar aynı insanda bir bölümden alınıp diğer alana nakledilebildiği gibi bazıları diğer İnsan­lardan alınarak başkalarına da uygulanabi­lir. Bunlardan bazıları hayvanlardan da te­min edilerek insanlarda geçici veya kalıcı ola­rak kullanılabilir.

Sentetik olarak ise damar greftleri, deri greftleri oldukça sık olarak kullanılanlardır.

« HP Presario – CQ56-200

hemofili hastalığı ve belirtileri »

Bu konuya benzer Yazılar

  • Kireçlenmeye karşıKireçlenmeye karşı Kür: Kireçlenmeye karşı 2 adet büyük boy taze (yeşil) ya da kurutulmuş çınar yaprağını soğuk suda yıkayın ve parçalara ayırın. 1 su bardağı klorsuz suyu kaynattıktan sonra yaprakları […]
  • Eklem kireçlenmesi nedir? : BelirtileriEklem kireçlenmesi nedir? : Belirtileri Eklem hastalıkları arasında en sık görüleni ilerleyici eklem bozukluklarıdır. Eklem yüz­lerinde eskime ve aşınma ön plânda olup, İltihapla ilgisi olmayan bu durum artroz ve­ya kireçlenme […]
  • Kimyasal Gübreler Kanser YapıcıdırKimyasal Gübreler Kanser Yapıcıdır 1970 Gediz depreminde köyümüz tamamen yıkılıp yer değiştirmiş, eski evler çamurdan ve tahtadandı. Yeni köyde, beton evlerle tanıştık. Köyün yaşlıları çamur evlerde hastalık olmadığını, […]

Yorum yap

Domain Ziyaretçi Sayısı